İçeriğe geç
Harbi Televizyon Harbi Televizyon Türkiye'nin en harbi televizyonu
Son haberler

Ortaca’da yaşayan Selahattin Bey akülü sandalye ve hasta yatağı bekliyor

Ortaca Bahçeli Evler Mahallesi'nde yaşayan Selahattin Bey, şeker hastalığı nedeniyle bacaklarını ve el parmaklarını kaybetti; akülü tekerlekli sandalye ve hasta yatağına ihtiyacı var.

1 dk okuma
Ortaca'da yaşayan Selahattin Bey akülü sandalye ve hasta yatağı bekliyor

Ortaca'nın Bahçeli Evler Mahallesi'nde yaşayan Selahattin Bey, şeker hastalığı nedeniyle önce iki ayağını sonra el parmaklarını kaybetti. Evinde yaşamını sürdürmekte güçlük çeken Selahattin Bey'in şimdi akülü tekerlekli sandalye ve bir hasta yatağına ihtiyacı olduğu belirtildi. İhtiyaçlarını duyurmak için kendisini evinde ziyaret ettik.

Selahattin Bey, sağlık durumuyla ilgili olarak "Şeker hastasıyım, böbrek hastasıyım, diyalize giriyorum." dedi. Ayrıca engel raporunun olduğunu belirterek "%97 raporum var. Emeklim engelli maaşı alamıyorum." ifadelerini kullandı.

Konuşmada Selahattin Bey, yaklaşık altı yıl önce bir ayağını, bir buçuk yıl önce diğer ayağını kaybettiğini ve daha sonra el parmaklarını da kaybettiğini anlattı. Protez ayaklardan birinin kırıldığını, tamirini karşılayamadığını ve günlük yaşamını tek bastonla sürdürdüğünü söyledi.

Selahattin Bey, kamu kurumlarına ve hayırseverlere çağrı yaparak destek istediğini belirtti; "Üç kere başvurdum." dedi. Aile ve çevresinden gördüğü yardımların sınırlı olduğunu aktardı. Haber ekibi olarak Harbi Televizyon aracılığıyla hem kamu kurumlarına hem de hayırsever vatandaşlara sesleniyoruz.

Videonun tam metni

Ortaca'nın Bahçeli Evler Mahallesi'nde yaşayan Selahattin Bey, şeker hastalığı nedeniyle önce iki ayağını sonra da el parmaklarını kaybetti. Yaşamını sürdürmekte büyük zorluk yaşayan Selahattin Bey'in şimdi ise akülü tekerlekli sandalye ve bir hasta yatağına ihtiyacı var. Zorlu yaşam mücadelesini evinde sürdüren Selahattin Bey, hayırseverlerden uzanacak bir yardım elini bekliyor.

Biz de Selahattin Bey'in yaşadıklarını yerinde görmek ve ihtiyaçlarını duyurmak için kendisini evinde ziyaret ettik. Selahattin Bey, öncelikle çok geçmiş olsun. Sağ olun, teşekkür ederim. Nasıl oldu bu durum? 6 sene önce ayağımın bir tanesini kaybettim. 1,5 sene önce birini kaybettim. 20 gün önce de barnağıma kaybettim. Bütün halk olaraktan da bir yardım, bir akülü araç işliyorum.

Şeker hastasıyım, böbrek hastasıyım, diyalize giriyorum. Haftanın 3 günü, pazartesi, çağırsağımla, cuma günleri. Kulasım zor oluyor. Gidip gelmem zor oluyor. Herhangi bir destek almıyorsunuz değil mi? Hiç bir yerden bir destem yok. Bir almıyorum. Sadece bir muhalden bir emeklim ayışım var. Ondan yetinmeye çalışıyorum. Halk sağ olsun. Gereken yardımlarını yapıyorlar. Gerekene de şeylerini yapıyorlar.

Şimdi %97 engel raporunuz var ama engelli maaşı da alamıyorsunuz. Alamıyoruz. Herhangi bir destek de alamıyorsunuz. Hayır, alamıyorum. %97 raporum var. Emeklim engelli maaşı alamıyorum. Geçiminizi sadece emeklim aşı mısınız? Emeklim aşıdan karşılayırım. Kulşularım Emine ablam bir asansöre yardım etti. Asansöre yaptırdı. Zamanın birinde. Daha bundan 6 sene önce. 6 sene önce bir ayağımı taktırdı.

Bir sene, bir buçuk sene önce bir ayağımı taktırdı. Gereken yardımları Emine'den görüyorum ben bütün. Bütün halktan görüyorum, Emine'den görüyorum. Hastalığınızın tedavisi yok mu? Hastalığınızın tedavisi yok. Durdurulamıyor. Durduramıyor. En ufak bir şeyden hemen büyük yaraya çeviriyor. Yara kadar gangrana çeviriyor. Gangranda kesilmeye önemlisi var. Başka olarak da bir iş. Hastalığınızın tedavisi yok ama bundan sonraki sürece biraz daha rahat geçirmek adına bir sandalye talebiniz var.

Sardığınızda talebim var. Protez ayağınızın bir tanesi de kırılmış sanırım. Evet bir tanesi de kırıldı. Yaptırmaya gideceğim Moğol'ya. Sordum Zafer'e. Protez bacakçısına. 1,5 milyar, 2 milyar istediler. İmkanım olursa onu yaptırmaya gideceğim. Sadece tamirinin parası mı? Evet tamirinin parası. Sıfırın fiyatını. Sadece protez bacakçısının sıfırın birisi. 65 milyar ameliydi aktardık.

65 milyar ameliydi emine. O civarda da aktardık. Birini. Bunda da yürümek iki ayak olduğu için size zor oluyor. Çok zor oluyor. Şu anda benim ihtiyacınız akülü. Akül araç. Akül araç. Bir tane akül araç istiyorum. Zaten tek bastonla yürüyorum. Onda hanımım giriyor. İhtiyaçlarıma o gövürüyor. Çoğunlukla. Bir çarşıya, bir pazara gitme imkanım hiçbir zaman yok. Sadece o burada oturmakla geçiyor ömrüm.

Daha önceden öyle birisi değildi ama olduk gari böyle birisi olduk. Yapacağımız yok. Cenab-ı Allah'tan gelenmiş. Her şeyden önce. Her şeyden önce Cenab-ı Allah'tan gelen birisi. Hiç herkes bir vatandaşlarımız bir yardımcı olursa çok sevinirim. Elimizden gelen ne imkanı varsa yapsınlar. Ben inanıyorum Muğla bölgesinde bir hayırseversen yardımcı olacak. İnsanlar Cenab-ı Allah'tan.

Raya Hanım, siz bir şey söylemek ister misiniz? Eşinizle bütün bakımlarını siz... Evet, evet. Ben hani en çok onun bir şeyi vesaydı olurdu. Kendi başına bir 5-10 dakika havalar gelirse ben çok mutlu olacağım. Çünkü buraya oturan 5 ay oldu. Bu 5 ayda bu haliyle sıkıntı, stres. O kadar kendini şey yaptı ki, sinir etti ki. Azıcık iş derse bu dünyada göreceğini iyi görsün istiyor. Çünkü başka gelinim, tutun, götürüverdim diyecek insanım yok.

Kendim de vesayet kullanamadım. Zaten vesayet yok. Değil, götüren, hüttemize arama çağırmam. Onu da bilmeyen, cahilim zaten. O kadar öyle işte. Bir sandalye. Bindim edip gelip gelecek. Mutlu olsun. Yeter ben o. Yetiyor zaten. Bilirim. Mesela içeride koltuğum üstünde yatıyor. Bir otomatik yatak alan, koltuğu açığım üstünde yatıran dedim. Daha alamadım. Alamadım. İki senedir aynı koltukta yatıyor.

Koltukta üstü gitti. Aile yatıyor. Koltuk bile alamadım. Öyle bir derdim var yani. Bir şeylik sorarsan, akraba sorarsan yok. Arkam yok. Tutuğum, delivim, anne baba diyecek insanım yok. Kardeş diyecek insanım yok. Bu da aynı. Bak beş ay oldu. Annesi kapı çalmaya hiç. Bu yüzden insana da ihtiyacımız var. Konuşmaya da ihtiyacımız var. Gezmeye de ihtiyacımız var. İnsan neye ihtiyacı olmaz ki?

En içine gir birkaç köğürt yok mesela. Enksiz. Her şeye ihtiyacımız var ama yeterli yok ola getirip geçirdik bu saate kadar. İnden sonraki herkesten gelen yardım olursa Allah razı olsunlar. Ben hani bir çarşı, pazar, yasım akraba bunun eli doğruyunca temel her şeyi unuttum. Çünkü nereye gidelim, boyup gidemem. Herhangi bir kuruma başvurdunuz mu bu süreçte? Başvurduk. Yok, hiçbir şey yok.

Bizi laura içeğe gittim. Orada da kaymakamlığa gittim. Orada da bir şey yok. Aletriksu üstümüze değil. Ev üstümüze değil. Evimiz yok. Bu ev geçici kaynamı. Tapsının üstünde. İşlerine geldim. Çıktı eğiler. Biz gene direniyoruz. Seslenmeyiz. Kapımızı örtüyoruz. Seslerini duymamaya çalışıyoruz. Bu kadar. Hiçbir şeyim yok. Daha ne isteyen ki? Dizlerimin şu dizimde sıvı kaybolmuş. İki aydır.

Yürüyemeyen kendimi bundan doktora götüremedim daha canım. Bir sefer getirdim. Bunda çaresi olmadı. Bir sefer de insan iyileşmeyen ki. Bir daha gidemedi. Buna bir yol atan giden. Bir yol atan giden. Öyle işte. Aslım hastasıyım. Ancak gücüm yetiyor. Akdeniz annemizin ateşin taşıyıcısıyım. Öyle işte. İlaçlarımı içiyorum. Buna değnek olmaya çalışıyorum. Hepsi bu kadar. Ne diyen ki?

Ne isteyen ki? Allah ne versin Rabbim? Vatandaş ne kadar yardımcı olursa herkesten Allah razı olsun. Şimdiye kadar. Yedi senedir. Altı senedir. İyi kötü iyi kötü. İki DNA'miz. İki ayağımız. Bir asansörümüz. Bir tekere sandalyemiz. Böyle onları tıngır mıngır gittik ama çok eve kapalı olup olmuyor. Buncağızımın hayatı yürüsün. Ben bir şey istemeyim. Biz buradan da harbi televizyon aracı ile seslenmiş olalım.

Hem kamu kurumlarına hem de hayırsever vatandaşlara. Üç kere başvurdum. Bakın maaşına. Muğla üçü de Muğla'ya. Yatağı bağımın değilsin diye bir çizik çizdiler. Kağıdının üstüne geçirdiler. E-Devletine girdiğinizde kağıdını görebilirsiniz. Üç tane. Üçü altı ay arayla başvuruluyormuş. Altı ay arayla başvurduk. Üç kere vurduk. Yedi senenin içinde yok. Vermediler. Şimdi el kesilecek.

Üç parmağı, iki parmağı gitmiş zaten. Bir lağı geçsem, bir daha başvurursem yine aynısını söyleyecekler. Niye millet şey yapar ki? Belki bilmem. Allah bilir. Belki vicdanlar eline gelir. Verirler ama bilmiyor. Dört haftada, ayda bir dört pazar var. İkisine giderim. Üçüne gidemem. Birine giderim. Üçüne yine gidemem. Öyle idare ediyorsun işte. Allah yokluk gütlük göstermesin. Şükür.

Başka bir şey diyecek bir şey mi? Teşekkür ederiz. Ama gideceğim gününüzü. Tabii ki uykum, düneğim. Bunca ağzımı çığırdıkça uykum, düneğim kalmadı. Bu gece hiç uyumadım. Ağrılarınız mı oluyor? Evet, çok hap verdim ama hiç uyumadım. Bu da uyumadı. Sabah yakan dörtte uyudu, beşte de diyenize kalkıyonuz zaten. Yarım saat, bir saat uykumuz var ikimiz indir. Acısı çok. Ama Allah bundan kötü etmesin.

Allah daha beterini göstermesin. Çok zor. Ben işimi çok sevdim. Kendim buldum. O yüzden özgür etmek istemiyorum. Gücümün yettiği kadar uğraşacağım. Herkesin elinden geldiği kadar çabalayan olursa hepimizden Allah razı olsun. Altyazı M.K.

Bu metin videodaki konuşmanın otomatik yazıya dökümüdür; küçük yazım hataları olabilir.

Bu haberde hata mı var? Haber ihbarınız mı var?

Yanlış bir bilgi, eksik bir isim ya da bu konuda bildiğiniz bir gelişme varsa yazın; editörlerimiz görür. Dilerseniz adınızı ve telefonunuzu bırakın.

Ortaca Haberleri

Tüm Ortaca haberleri